15 Haziran 2009 Pazartesi

fotoğraflar arıyordu albümlerinde


...uykudan yeni uyanmış şişik dudaklarıyla "küçüklüğünde bilgisayarda hangi oyunları oynuyordun?" demiş.Sessizce düşünmek yerini aldı birden.Geleceğimize hep siparişlerimiz olmuştu fakat bir bilgisayar oyununu hiç düşünmemiştim.Lakin şimdi yine siparişini vermediğim bir sayfada yazıyorum.Adımlarımı her attığımda sevmediğim bu sokağı aslında seviyordum.Yediremiyordum...Sevmediğim kutu şeklindeki balkonun demirlerine yığılmış kollarımın üzerindeki yüzüm, sabahın ilk saatlerinden akşamın ezan sesine kadar sokakta oynayan yaşıtlarını, bir ikiz bedenle seyir ederdi.Kafamızın içine yer edinmiş isimleri kullanma vakti gelmişti belli ki.Tak(ın)tı (başlıyordu) işte.Günün belirli saatlerinde, belirli bakkallardan, belirli markaların ürünleri alınır ve yine belirlenen bir duvar üzerinde yitirilirdi.Belirli kişilerle belirlenen oyunu hiç uzatmaksızın aynı zamanlarda oynamak...Sınırlarımız belliydi hep.Sadece bir kaç sokak içerisinde oyunlara oyun katabilirdik.Anneden istenen su bir bardak ötesinde olamazdı.Ya işi vardı ya da senin bir an önce hakkını alman gerekti.Yakartop'ta içinden tuttuğun renkler hep aynıydı aslında.Yeşil...Akşam üzeri yenilen çekirdeğin miktarı da...Farkında olmadan aynı şeyleri yaşayan kişiler şimdi de yine aynılıkta farklı insanlarla yaşıyorlar mı? Ben yaşamıyorum!Sadece "o zaman" aynıydı.

2 yorum:

fgfg dedi ki...

Yeşilli meşilli yakantopları birlikte oynasaydık keşke. Bazen çok doğru geliyor zamanlamalar ama böyle içtenlikler görünce, öf diyorum yanlış yerdeymişim. Çok özledim kuzumu. :*

güllaç dedi ki...

ben de çok özledim kuzum seni :***